Korku ve güvenin birleştiği an
Midenden kalbine, kalbinden gözlerine yansır
Ürkütücü ama cennetin ta kendisi
Dokunamazsın
Dokunmak için elini uzatamazsın
Sadece bakarsın
Gözlerini çevirmek imkansızdır
Gelişi gibi gidişi de ani olur, anlamazsın.
Aslında hep seninledir,sağındadır.
Korur.
Ama görmek..
Aniden.
Zaman durur
Bembeyaz
Silüet.
Gerçeklerin çok ötesinde
İnanmamak elde değildir.
Cennetin ta kendisi
Ama ürkütücü.
Bilirsinki güvendesin.
Özel hissettirir.
Anlatması çok zor.
8 Nisan 2009 Çarşamba
Betimlemeyi seven kötü yazarlar gibi ''Yağmur damlaları durmaksızın yüzüme çarpıp göz yaşlarımla karışırken İstanbul da bana inat arka fonda ritim tutarken...'' tarzı cümlelerle anlatmayacağım.
Anlatamayacağımdan değil, sevmiyorum dolambacı.
23.00'da uyumam gerekiyorsa, 22.00'da girerim yatağıma.
Zira bugünü, yarını, dünü, 1ay öncesini, 5yıl öncesini, Deniz Gezmişi, İlhan Selçuğu, kalemtraşı, mercimek çorbasını, kıyafetlerimi, amcamın kızının çok sevdiği sevimli ayıcığının kopuk gözünün nerde olduğunu, Nihat Doğanı, Ciguliyi, herşeyi düşünürüm.
Düşünmekten yorulup uyurum sonra, haliyle rüyalarım bilinçaltımın çılgınlığı yüzüme vurur her defasında.
Bazı anılarımı hatırladıkça, ' o an masadan kalkarken şu şarkı çalmalıydı ' gibi keşkeler de yaşarım. Çok isterdim öyle şeylerin olmasını. Kediden kaçarken bir şarkı çalsa ( evet kedilerden korkarım ), terkedilirken bir şarkı çalsa, birine laf sokarken bir şarkı çalsa, duş alırken çalmasına gerek yok ama, duş başlığını dudaklarıma değdirip yapıyorum ben şarkımı. Çok da eğleniyorum bunu yaparken. Hatta itiraf edin bunu sizde yapıyorsunuz. Neyse.
Gerçekten güzel olurdu, Tanrı djlik yapsaydı bize.
İnsanın kendini en şanslı hissetiği zamanları yine insanlar kendileri yaratıyor.
Çok gürültülü bir semtteki çok kalabalık, dumanaltı ve gürültülü bir cafenin en uzun masasında onlarca kişiyle birlikte oturduğunuzu düşünün mesela. İnsanların çoğunu tanımıyorsunuz bile.
Dönen muhabbetten hiçbir şey anladığınız yok. Anlamak da isteyen yok zaten.
Şuan evde olmalıydım derken, evde olsam da yine aynı şeyler..diye geçiriyorsunuz aklınızdan.
İşte o anlarda, yıllardır yaptığım üstelik çok da işime yarayan bişey var.
Gözlerimi kapatıyorum. İki elimle kulaklarımı kapatıyorum.
Sahildeyim, tertemiz masmavi kocaman bir deniz, çıplak ayaklarımı kumların arasına gömmüşüm, sıcacık rüzgar, miss gibi oksijeni içime çekiyorum.
Sadece 10-15 saniye bile olsa karnımdaki kelebekleri hissedebiliyorum. Gözlerimi açtığımda, pembe dünyamdan gerçeğe sert bir düşüş yaşıyorum, o ayrı.
Hayal kurmak işte. İyi mi kötü mü bir türlü karar veremediğim ama yeteneğimi sonuna kadar konuşturduğum şey. Hayal de bir keşkedir.
Tanrı biraz daha eğlenceli olsaydı keşke.
Mesela hafta da bir hayallerimiz gerçek olsaydı.
Bence harika olurdu.
Anlatamayacağımdan değil, sevmiyorum dolambacı.
23.00'da uyumam gerekiyorsa, 22.00'da girerim yatağıma.
Zira bugünü, yarını, dünü, 1ay öncesini, 5yıl öncesini, Deniz Gezmişi, İlhan Selçuğu, kalemtraşı, mercimek çorbasını, kıyafetlerimi, amcamın kızının çok sevdiği sevimli ayıcığının kopuk gözünün nerde olduğunu, Nihat Doğanı, Ciguliyi, herşeyi düşünürüm.
Düşünmekten yorulup uyurum sonra, haliyle rüyalarım bilinçaltımın çılgınlığı yüzüme vurur her defasında.
Bazı anılarımı hatırladıkça, ' o an masadan kalkarken şu şarkı çalmalıydı ' gibi keşkeler de yaşarım. Çok isterdim öyle şeylerin olmasını. Kediden kaçarken bir şarkı çalsa ( evet kedilerden korkarım ), terkedilirken bir şarkı çalsa, birine laf sokarken bir şarkı çalsa, duş alırken çalmasına gerek yok ama, duş başlığını dudaklarıma değdirip yapıyorum ben şarkımı. Çok da eğleniyorum bunu yaparken. Hatta itiraf edin bunu sizde yapıyorsunuz. Neyse.
Gerçekten güzel olurdu, Tanrı djlik yapsaydı bize.
İnsanın kendini en şanslı hissetiği zamanları yine insanlar kendileri yaratıyor.
Çok gürültülü bir semtteki çok kalabalık, dumanaltı ve gürültülü bir cafenin en uzun masasında onlarca kişiyle birlikte oturduğunuzu düşünün mesela. İnsanların çoğunu tanımıyorsunuz bile.
Dönen muhabbetten hiçbir şey anladığınız yok. Anlamak da isteyen yok zaten.
Şuan evde olmalıydım derken, evde olsam da yine aynı şeyler..diye geçiriyorsunuz aklınızdan.
İşte o anlarda, yıllardır yaptığım üstelik çok da işime yarayan bişey var.
Gözlerimi kapatıyorum. İki elimle kulaklarımı kapatıyorum.
Sahildeyim, tertemiz masmavi kocaman bir deniz, çıplak ayaklarımı kumların arasına gömmüşüm, sıcacık rüzgar, miss gibi oksijeni içime çekiyorum.
Sadece 10-15 saniye bile olsa karnımdaki kelebekleri hissedebiliyorum. Gözlerimi açtığımda, pembe dünyamdan gerçeğe sert bir düşüş yaşıyorum, o ayrı.
Hayal kurmak işte. İyi mi kötü mü bir türlü karar veremediğim ama yeteneğimi sonuna kadar konuşturduğum şey. Hayal de bir keşkedir.
Tanrı biraz daha eğlenceli olsaydı keşke.
Mesela hafta da bir hayallerimiz gerçek olsaydı.
Bence harika olurdu.
5 Nisan 2009 Pazar
AN
Tam zamanı dediğimiz anlar.
Herşey tamken bi o kadar da yoksundur tüm ihtiyaçlarından.
İllegal hislerinin düşüncelerini nakavt ettiği an.
Yapacak bir şey var mı ?
Var, olmaz mı ?
Ama bulamıyorsun gücün nerde
Güç bela kazanmıştın zaten yine mi kaybettin
Sorumsuzluk iyice ele geçirirken seni ilk defa isyan ediyorsun
Bul hadi
Tam zamanı dediğimiz an.
Sana göre tam zamanı.
Hadi.
Herşey tamken bi o kadar da yoksundur tüm ihtiyaçlarından.
İllegal hislerinin düşüncelerini nakavt ettiği an.
Yapacak bir şey var mı ?
Var, olmaz mı ?
Ama bulamıyorsun gücün nerde
Güç bela kazanmıştın zaten yine mi kaybettin
Sorumsuzluk iyice ele geçirirken seni ilk defa isyan ediyorsun
Bul hadi
Tam zamanı dediğimiz an.
Sana göre tam zamanı.
Hadi.
GERÇEKTEN BİLMİYORUM
Neyin içinde olduğunu daha kendin bile bilmiyorsun
Kim yardım etsin ki sana
Hoş, yardım istemediğinde apaçık.
Eskisi gibi hissetmemek bozmuş seni
Arkanı dönme ben konuşurken
Dalganı geç sen
Kendi dalganda boğuluyorsun, farkındasında umrunda mı ?
Kırmışlar, harcamışlar, yıkıp dökmüşler
Umrunda mı ?
Umurunda ama kuburunda.
Boşversene, senin de ellerin temiz sayılmaz.
İyisin iyisin.
Kim yardım etsin ki sana
Hoş, yardım istemediğinde apaçık.
Eskisi gibi hissetmemek bozmuş seni
Arkanı dönme ben konuşurken
Dalganı geç sen
Kendi dalganda boğuluyorsun, farkındasında umrunda mı ?
Kırmışlar, harcamışlar, yıkıp dökmüşler
Umrunda mı ?
Umurunda ama kuburunda.
Boşversene, senin de ellerin temiz sayılmaz.
İyisin iyisin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

