27 Mart 2009 Cuma

HİKAYE

Bir hikaye yazmaya karar verdim. Sözcüklerle aramın iyi olmadığını bile bile.
Hep aklımın bir köşesindeydi bu hikaye.
Başkası yazar diye bekledim.
Yazdınız sildiniz, yazdınız yarım bıraktınız ama genelde yazdınız, beğenmedim.
İlk defa ilgimi çekti yazdığınız ki o sıra başka bir yazıyı inceliyordum.
Elimden bıraktım bi kenara koydum incelediğim yazıyı.
Okudukça göz bebeklerim büyüdü, okudukça derinleşiyordu.
Yazıyordunuz, durmuyordunuz.
Hırslı ve kararlıydınız.
Çizgileriniz kalındı, bastırarak yazıyordunuz.
Silgiye hiç ihtiyaç duymamanız ilgimi çekti.
Sönen ve tekrar parlamasından umudumu kestiğim yıldızlarıma teker teker ışık vermek istediniz.
Fakat hiç kolay değildi bu.
Siz yaktınız, uyudunuz-uyandınız bir baktınız ki tekrar sönmüşler.
Türlü planlar yaptınız, deneyler yaptınız. Ama ne yaparsanız yapın ışıl ışıl yapamadınız.
Ama yılmadınız. Hırsılıydınız.
Yardımıma ihtiyacınız var gibi hissettim.
Hem bu daha önce benzeri görülmemiş bir hikayeydi, benimde payım olmazsa içim rahat etmezdi.
İşte böyle karar verdim hikaye yazmaya.
Ama dedim ya sözcüklerle aram yoktur pek.
Silgi taşırım yanımda. Yazdım yazdım sildim.
Siz silmeyin dedikçe sildim. İstersen yanlış yaz ama silme dediniz.
Bu hikaye diğerlerine benzemesin, kusursuz olsun istedim sadece.
Her sildiğim kelime az da olsa iz bırakıyordu ama siz izlerin üzerine kalpler çizdiniz görünmez hale getirdiniz.
Ama biliyorduk izin orda olduğunu.
Ben melankolik yazdıkça siz umut dolu kelimelerle devamını getirdiniz cümlenin.
Siz zaman zaman hüzünlendiğinizde cümleyi ben tamamladım huzur dolu kelimelerimle.
Düz, açık ve kolay anlaşılır yazıyorduk. Kelime oyunlarını sevmiyorduk.
Bir elimizde ellerimiz bir elimizde kalemler, gözlerimize bakarak yazıyorduk durmadan, yorulmadan, sıkılmadan.

Artık ışıl ışıl olan yıldızlarım aydınlatıyordu içimizi.
Hayran hayran bakıyorlardı insanlar, yolda önümüzü kesip iltifatlar yağdırıyorlardı.
İmrenenler, kıskananlar çoktu.
İki kişilik at gözlüğümüzle rahattık biz.
Esinlenmiyorduk diğer hikayelerden, filmlerden, masallardan.
Biz baştan yazıyorduk hepsini, benzeri görülmemişleri yazıyorduk.
Ucumuzun biteceğini düşünmeden yazıyoruk.
Ve bitti..
Halbuki cümlemizi bitirmemiştik daha, daha binlerce boş sayfamız vardı, onlarca yedek defterimiz.
Bakakaldık gözlerimize.
Arkamızı döndük,gittik...
Tamamlanmamış cümlemizin olduğu, henüz yazılmamış kelimelerimizin olduğu defter bir otel odasındaydı.
Hatıralarla dolu eşyaların olduğu otel odasında.
Ben, gözlerim sönmüş yıldızlarımda bir köşede,
Siz..kimbilir nerde, kimle, ne şekildeydiniz.
Siz benim hikayemde başkasıyla el ele, ben yalnızdım.
Sizde ki aşk başkasında, bende ki aşk sizde.
Siz benim hikayemde yeni kaleminizle kendi hikayenizi yazarken benim elimde bir şişe gözlerim sebil sevilmelerinizde.
Ben şişenin dibinde yeni hikayelerle dolu defterler, sayfaları açılmamış.
Siz benim hikayemde başkasıyla dudak dudağa.
Ben benim hikayemde dudaklarımda alkol.
Kendi hikayeme başlayamayacak kadar yorgun, kalem tutamayacak kadar nasırlıydı ellerim.
Siz otel odasından defterimi almış teker teker yırtıyordunuz sayfaları.
Ben ise gururdan duvarlarımla çevrili odamda bağırıyordum kulağınıza, duymuyordunuz. Sarsıyordum sizi kendinize gelmeniz için boş boş bakıyordunuz.
Siz defteri yırtıyordunuz büyük bir zevkle.
Seviyordum, seviyorum ben o hikayeyi.
Kokusunu, rengini, tadını, heyecanını seviyordum, seviyorum.
Şimdi içimde paramparça bir siz, bir ben.
Sadece sizin yapıştırabileceğiniz onlarca sayfa.
Siz iyi bilirdiniz izlerin üzerine kamuflajı.
Biliyordum sizin gücünüzü.
Kullanmaktan sıkıldığınız gücünüze ihtiyacım vardı.
Ama siz daha da küçük parçalara ayırmayı tercih ettiniz, yok etmeyi.
İkimiz de yeni bir kalem almaya niyetlenmedik hiç.
Enerjisini kaybetmiş, sönmüş yıldızlarıma bakıyorum şimdi.
Kayıyorlar teker teker.
Yüzümde anlamsız bir gülümseme.
Gerçekten hikayem oldunuz artık.
Hikaye.
Hepsi hikaye.
Hurafeden ibaret, asla gerçekleşmeyeceğinibildiğim halde, her yıldızda aynı dilek.
Sizinle parlaması gereken yıldızlarım teker teker kayıyor şimdi
Yıldızlarım hala sizin için kayıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder